Ekonomi Yatırım

Yatırım Fikirleri

Yatırım Fikirleri

Hepimiz gelecekte bize veya ailemize faydalı olması için yatırım yapmaya çalışırız. Aklımızdan değişik yatırım fikirleri geçer. Hepimizin amacı, dişimizden tırnağımızdan arttırarak biriktirdiğimiz paramızı enflasyona yenik düşmeden ihtiyacımız olduğunda kullanabilmek veya daha da fazlasına sahip olmaktır. En çok merak edilen yatırım ve tasarruf fikirlerini sizler için derledim. Artısıyla eksisiyle hazırladığım yatırım fikirlerini okumadan lütfen yatırım yapmayın.

Döviz almak;

Döviz alıp saklamak en fazla uygulanan yöntemlerden biri. Bazı durumlarda mantıklı gelebilir ancak unutmayalım ki parasını sakladığımız ülke de ekonomik krize girebilir. 2008 krizinde Amerikan Doları dahi büyük yara aldı.

Geçen sene Ağustos ayında olağan üstü yükseliş gösteren döviz daha sonra kademeli olarak düşerek yüksek seviyeden alanlara büyük zararlar verdi. Sadece bir yıllık süreçte faiz karşısında sahibine büyük kayıplar verdi. Değerinin düşmesini saymıyorum bile.

Yaptığım incelemelere göre, şu anda bile parası güçlü ülkeler kendilerini toparlayabilmiş değil. Bunu en net Euro bölgesinde görebiliriz. Avrupa mevduat faizlerini Kasım ayından itibaren sıfırın altına indireceğini açıkladı. Küresel alanda tüm ülkeler mal satabilmek için paralarını değersizleştirmenin yollarını aramakta. Dövizi alıp uzun vadeli elinizde tutmaksa düşünceniz, en düşük anlarını yakalayın ve o süreçte geliriniz hangi paraysa, o parada bekleyin. Parasını almak istediğiniz ülkeyi ekonomik ve siyasi olarak inceleyin. Tek seferde bütün birikiminizi kullanmayın. Sabırlı olun ve düştükçe almaya çalışın. Paraya ihtiyacınız yoksa zarardayken satmayın.

Altın Almak;

Bu da özellikle yaşlılarımızın uygulamış olduğu yatırım fikirleri arasındaki en önemli yöntem. Bana göre farklı yatırım fikirleri konusunda hem bilgisi olmayan hem de risk almak istemeyen kişilerin yapabileceği en doğru yatırım yöntemlerden biri. Zira altın sınır tanımadığı ve zamana yenik düşmediği için alacak birini mutlaka bulabilirsiniz.

Altın dünyanın kabul etmiş olduğu en güvenli limandır. Güvenli liman tabiri, ülkeler ekonomik sıkıntıya girdiklerinde ve yatırımcılar bu durumu önceden sezdiklerinde yatırım yapacak yol ararlar. Bulamadıklarında ve ellerinde tuttukları yatırım aracına güvenleri zayıfladığında sahip oldukları yatırımdan çıkarak beklemeye geçerler. Beklerken ellerinde bulundurdukları şey onların güvenli limanıdır. Ve bu güvenli liman genellikle altın olmaktadır.

Yaşlılarımız altın konusunda çok şanslıydı. Zira Amerika’da bireysel altın kullanımı 1979 yılına kadar yasak olduğu için altın çok ucuzdu. Altının onsu sadece 30 dolarlar seviyesindeydi. Yasağın kalkmasıyla bir anda 250 dolarları gördü. Zaman içerisinde rekorlar kırarak sahibine kısa sürede büyük paralar kazandırdı. O günler tekrar gelir mi? Bunu kestirmek zor. Ancak şu var ki güvenli liman kavramı kötü günler için kullanılmışsa şu anda yaşadığımız dönemler de pek iyi olmadığına göre büyük yatırımcılar çoktan limana yanaşmış olabilir. Bu da şu anda altını yüksek fiyattan alacağımız anlamına gelebilir.

Faiz Geliri;

Pek çoğumuz için yatırım fikirleri arasında yer almasa da bana göre faiz geliri bir yatırım aracı. Geçen sene Ağustos ayında döviz almak yerine paranızı faize yatırmış olsaydınız Nisan ayında yaklaşık bir buçuk katı daha fazla döviz alabilirdiniz. Bunu çoğu yatırımcı bu şekilde görebilir. Ancak şunu unutmayalım ki hiç kimse size enflasyonun üzerinde faiz vermez. Belki daha ucuza daha fazla döviz almış olabilirdiniz ancak yine de enflasyon karşısında paranız erimiş olacaktı. Kaldı ki 2018 Ocak ayından Ağustos ayına kadarki süreçte bu defa kazandıran faiz değil döviz oldu. Pek çok kişi için faiz geliri güvenli liman gibi görünse de benim için asla değil. Ne yaparsanız yapın paranız enflasyon karşısında erimeye mahkum. Ödemeniz gereken bir borcunuz varsa ve vadesinden önce elinize para geçmişse bu paradan faiz geliri elde edebilirsiniz. Veya döviz ve altın gibi uzun vadeli elinizde tutmayı düşündüğünüz ancak şu an için pahalı olduğu fikri aklınızda hakimse yine paranızdan faiz geliri elde edebilirsiniz. Faiz gelirini kısa vadeli bir yatırım için düşünebilirsiniz.

İş Kurmak;

Neredeyse hepimizin hayalidir bir iş kurup patron olmak. Kendi işimi kurayım, kimsenin kahrını çekmeyeyim deriz. Elimizdeki parayla bilip bilmeden bir işe yatırım yaparız. Belki de yatırım fikirleri arasındaki en tehlikeli fikirdir iş kurmak. İş bilmekle işveren olmak arasında büyük fark vardır. İşveren olmak için kendi mesleğini bilmenin yanında, muhasebeyi, iş hukukunu, işçi hukukunu, satın almayı ve satmayı çok iyi bilmeniz gerekmekte. Bunun yanında kuracağınız işin piyasada talep görüp görmeyeceği de çok önemli. Bir yerden başlayalım sonrası Allah kerim diyorsanız bu hiçbir araştırma yapmadığınız ve bodoslama atladığınız anlamına gelir. Paranızın nasıl eriyip gittiğini anlayamazsınız bile. Hiçbir şey kazanmasanız dahi her ay ödemeniz gereken kiranızı, verginizi, muhasebeci ücretini, bağ-kur priminizi, elaman çalıştırıyorsanız maaş ve sigorta primini ödemek zorundasınız. Bunlara daha fazlasını da ekleyebilirim. Bir mali hata size altından kalkamayacağınız vergi cezası ile dönebilir. Bunun yanında, bir çalışanın veya müşterinin sizi dava etmesi yine aynı durumları yaşatabilir. Basit bir dava veya ceza sizi hesapta olmayan bir masraflarla karşı karşıya bırakabilir. Ben mesleğimi, piyasayı, muhasebe ve hukuku iyi biliyorum diyorsanız, en yüksek getiriyi kendi işinizi kurmaktan elde edebileceğinizi söyleyebilirim.

Gayrimenkul Almak;

Gayrimenkul alarak yatırım yapma fikri kulağa hoş gelen fikirlerdendir. Bir ev alayım, bir arazi alayım ben hayrını görmezsem çocuklarım görür düşüncesi çok güzeldir aslında. Haksız da sayılmazsınız. Dolandırıcıların eline düşmezseniz çalınma riski olmayan yatırım aracıdır gayrimenkul.

Gayrimenkul deyince karşımıza bir apartman dairesinden, bir araziye kadar pek çok ürün çıkmakta. Hepsinin artıları ve eksileri mevcut. Bu ürünler arasında ben neyi alırım diye sorduğunuzu tahmin ediyorum. Ben olsam üzerinde yapı olmayan bir arazi veye parsel alırım. Müteahhitler bana kızabilir ancak bana göre ömrü olan bir şey yatırım değildir. 1.000 m². arazi üzerine 50 dairelik apartman dikeceksin ve bunu bana yatırım diye satacaksın. Ben içinde oturmayacağım apartman dairesi almam. Sorunlu kiracısı, aidatı, bitmeyen tadilatı, kiracı yokken bile devletin senden stopaj istemesi derken, yaşayacağım strese mi yanayım, paramın heba olmasına mı? 5 yıl sonra satmaya kalkarsın senin dairen eski der aylarca bekledikten sonra alıcının teklif ettiği fiyattan satmak zorunda kalırsın. Yok satmadın yıllar geçti bir kentsel dönüşüm gelir. Yıllar önce ödediğin paranın değeri kadar tekrar ödemek zorunda kalırsın.

Gayrimenkul alımı konusunda bir anımı sizinle paylaşmak isterim. 2001 yılında faizlerin aşırı yüksek olduğu dönemde yaklaşık 5.000$ karşılığında 3.000 m² büyüklüğünde bir parsel almıştım. Düşen faizler ve bir türlü yükselmeyen dövizle birlikte parselin değeri 2012 yılında yaklaşık 500.000$ olmuştu. Tabi ben yıllar önce parseli satmıştım. Aynı şekilde 2010 yılında 85.000 TL karşılığında bir apartman dairesi aldım. 2012 yılında fiyatı 150.000 TL’ye ulaştı. O dönemler dolar da altında çok düşüktü. Daireme hala 150.000 TL üzerinde müşteri bulamıyorum, ancak dolar ve altının bu süreçteki yükselişini siz düşünün…

Hisse Senedi Almak;

Bir şirkete dolaylı yollardan ortak olmanın en kolay yolu o şirketin hisselerinin bir kısmına sahip olmaktır. Özellikle ülkemizde kumar olarak algılanan borsa, bir şirkete ortak olmanın farklı bir yoludur. Öncelikle şunu belirteyim borsa bir kumarhane değildir. Borsayı kumarhaneye çeviren bizleriz. Bir hisse senedini daha fazla değerlenecek beklentisiyle değerinden daha pahalıya almak benim fikrime göre kumardır. Ancak aynı durum döviz, altın, gayri menkul ve yeni firma kurmak içinde geçerlidir.

Bir şirketin hisse senedini almak, sıfırdan bir şirket kurup onun kar etmesini beklemekten çok daha mantıklıdır. Sağlam bir şirkete ortak olduğunuzda elinizdeki hisse senedinin düşmesi dışında bir zararınız ve riskiniz olmaz. Kira, finansman, tecrübeli personel, tanınmış marka, sağlam müşteri ve tedarikçi gibi dertleriniz olmaz. Zira firma yılların tecrübesiyle bu sorunları çoktan aşmıştır. Bu sıkıntılar yıllar süren çalışmalarla altından kalkılabilecek, hatta altında kalıp iflasa neden olabilecek sorunlardır.

Yatırımcıların çok büyük bir bölümü borsada işlem gören şirketlerin hisse senetlerini almaktadır. Bunun nedeni alım-satım arasında vergi olmaması ve satılmak istendiğinde çok kısa sürede paraya dönüştürülebilmesidir. Bunun yanında şirketle ilgili önemli kararlar deneyimli kişiler tarafından alınmakta ve borsadaki şirketler devletin kurumları tarafından sürekli denetlenmektedir. Bizde hiç uğraşmadan, şirket kâr ettiği zaman şirketin kârı otomatik olarak hesabımıza yatmaktadır.

Bize düşen kısım hangi firmanın hisse senedini almak istiyorsak, o firmayı çok iyi incelemek, gerçek değerini analiz etmek ve iyi gelir getirme potansiyeline sahip olup olmadığını bilmektir. Her yatırım gibi dilerseniz değerinin çok üstüne çıktığında satarsanız endişelenmeyin. Zira her şey mutlaka değerine geri döner.

Sonuç olarak;

Yukarıda bahsettiğim yatırım fikirleri arasında hiç biri diğerinden daha risksiz değil. Yatırım tecrübeniz yoksa yapabileceğiniz tek yöntem sepet yapmaktır (her ürüne değer olarak eşit miktarda sahip olmak). Bunun dışında bir yatırımda uzun süre kaldığınız taktirde zarar etmenizin kaçınılmaz olacağı kanaatindeyim. Belki gerçek anlamda zarar edersiniz belki de kardan zarar edersiniz ama mutlaka zarar edersiniz. Çünkü her yatırımın değer olarak bir tepe noktası ve bir dip noktası vardır. Bunu sadece büyük yatırımcılar belirler. Biz sadece onlara göre hareket edebilirsek kazanabiliriz. Çünkü biz küçük yatırımcıların bir ürünün değerini arttırıp azaltmak gibi şansı yok. Bizim tek şansımız iyi bir gözlem ve analiz yapıp aldığımız ürünün en ucuz değerde ve sattığımız ürünün en yüksek değerde olduğuna kanaat getirip arkasından üzülmemek. Eğer bir işlem yaptığınızda arkasından ağlıyorsanız bu sizin kumarbaz olduğunuz anlamına gelir. Bunu yapmayın!

Yasal Uyarı!

Burada yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Yazar Hakkında

Serkan Gürkan

Sensinsen.com kurucu ve yöneticisi.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için buraya tıklayınız